Alazlı nerede?
Mula
Beni daha yakından tanıyabilmeniz için köyümün ağbağına bir göz atın.
Önerdiğim kitap
Ateizm Ve Eleştirisi
"Ateizm Ve Eleştirisi"
Bir unsuru karalamak istiyorsanız, o unsuru yüceltmelisiniz. Bir unsuru yüceltmek istiyorsanız, o unsuru karalamalısınız.
 
Türk basınının ağ sorunsalı
Hayatta ne yaparsanız yapın, kullanışlılığını gözönünde bulundurmanız lazım. Bu basit görüş, hayatın her dalında olması lâzım. Bunu anlayabilmek için, ömür boyu üniversite sıralarını ezmek gerekmez. Saf insan aklı yeterlidir.

Bir ürün üretiyorsanız, tüketiciye en kolay yolla tüketim yöntemlerini göstermeniz lazım. Hatta ürününüz o kadar basit bir yapıya sahip olmalı ki, sıradan her insan onu kolaylıkla tüketebilmeli.

Bu taktirde ticaretini yaptığınız ürünün müşterileri çoğalacaktır.

Bir ürün tabii ki göze de hitap etmeli. Zira insanlar en çok gözleriyle alışveriş yaparlar. Bir çok ürünün gerçek alıcısı bireyler değil, o bireylerin gözleridir.

Hazırlamakta olduğunuz ağbağ muhakkak gözlere hitap etmeli. Ama gözlere hitap etsin diye, ürünün gerçek işlevini devredışı bırakamazsınız.

Burada Türkiye basınının ağ bağlantılarında yaptıkları en büyük iki hataya değineceğim.

***

Ağbağların sayfa boyutu


Hazırladığınız ağbağın sayfalarının boyutları mümkün olduğunca küçük tasarlanmalı. Sayfalar ne kadar küçük olursa, müşterinizin bilgisayarına o kadar hızlı yüklenir. Yani müşteri, sayfaları zevkle açar ve zevkle okur.

O müşteri o ağbağa sürekli uğrar.

Sevgili konuklarım, şu an ziyaretini yapmakta olduğunuz ağbağda tamı tamına 8 tane CSS dosyası var. Dosyaların her biri 2 KB ila 3 KB büyüklüğünde. Halbuki sekiz yerine tek bir CSS dosyası da yapabilirdim. Böylece oluşacak tek dosyanın boyutu yaklaşık 16 KB olacaktı.

Bilgisayar ve internet açısından baktığımızda, 16 KB çok büyük bir rakam değil. Ama ağbağların sayfa boyutları mümkün olduğunca küçük olmalı. Bunun için elimden geldiğince, fazlalık olabilecek her byte yükü ağbağımdan uzak tuttum.

Böylece konuklarım ağbağımda gezinirken, tıkladıkları anda sayfalar açılıyor. Sayfalar ne kadar hızlı açılırsa, müşteriniz size o kadar yaklaşacaktır.

Ama Türk basınında ne yazık ki amatörler çalıştığı için, ağbağların ulaşılabilirliği onlar için önemli değil.

Anlaşılan o ki, ulaşılabilirlik zorluğundan oluşan zulüm, basın ağbağcılarımızın çok hoşuna gidiyor. Onlar için ulaşılabilirlik önemli değil.

Bilakis ağbağların giriş sayfalarını o kadar büyük tasarlıyorlar ki, müşteriyi tutmak yerine, sanki kovmak için antiçmişler.

***

Gereksiz sayfa yenilemeleri


Türk basınının en büyük ikinci bağnazlığı da sayfaların otomatik yenilenmesi.

Bir gazete ağbağına giriyorsunuz. Biraz okuyayım veya sayfayı gözden geçireyim derken... Hoppala! Sayfa aniden titriyor! Tarayıcı sayfayı yeniden çağırıyor.

Çüş! Sevgili konuklarım, kusuruma bakmayın; ama ben buna ancak "Çüş!" derim. Zira benim iradem dışında bana karşı bir işlem yapılıyorsa, o işlemi yapan kişi beni aptal bir eşek yerine koyar. Ben de beni eşek yerine koyan kişiyi eşeklerin ağası ilan ederim. Böylece o kişiye "Çüşşşş!" derim.

Yahu bu ağbağların ziyaretçileri o sayfayı yenileyemeyecek kadar dağlı mı? Salak mı?

Haber okuyacağım... Sayfa birden bire yenileniyor!

Ağbağın anasayfasını gözden geçireceğim... Zaten anasayfa gereğinden çok büyük.... sayfa aniden yenileniyor!

Neymiş, efendim; son eklenen haberleri de gözden geçireyim diye yenileniyormuş. Ulan, ben önce mevcut sayfayı bir kez gözden geçireyim diye o ağbağı hazırlamıyor musunuz?

Madem haberleri okumama izin vermiyorsunuz; o ağbağı hangi akıla dayanarak hazırlıyorsunuz?

Ben kendi irademle sayfayı istediğim zaman yenileyemeyecek kadar salak mıyım?

Ama neymiş, ağbağı hazırlayan kişiler bize bir mesaj vermek istiyorlar: Sayfaların otomatik yenilenmesi için gereken teknik bilgiye sahibiz. Ne mutlu bize! Biz akıl fışkırırız!

***

Biz Türkler böyleyiz. Başkalarına her alanda zulmetmeyi kendimize hak kabul ederiz. Ancak zulmettiğimiz zaman kendimizi bir halt sanarız.

Yukarda verdiğim iki örnek sadece ilkel ve geri kalmış milletlerin ağ bağlantılarında mevcuttur. Avrupalılar'ın, Kuzey Amerikalılar'ın ve Doğu Asyalılar'ın hazırladıkları haber ağbağlarında bu tür aptallıklara raslamak mümkün değildir. Olanaksızdır! Çünkü o milletler sadece akla ve bilime hitap eden tavırları sergilerler.

Umarım Türk basını da pek yakında biraz eğitim görmüş kişilere ağbağlarının teknik sorumluluğunu emanet ederler.


Tarih: 19.01.2010 | Tıklama: 73 | Bölüm: Basın ve Medya


Öngörülen yazılarım
Basında gizli reklâm
Türkiye'de güya gizli reklâm yasakmış. Ama basın ve diğer medya kuruluşları bal gibi reklâm yapıyor! Hem de çoğunlukla bu reklâmdan hiç para almıyorlar. Büyük şirketlere yalakalık yapmak daha uygun gözüküyor.
 
 
© 2005 Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ www.alazli.net imkânlarıyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi