MEB ve laiklik tanımlaması
Laiklik, devlet işlerinin din işlerinden tamamen arındırılması demektir. Yani kamu uygulamalarında dinî düşüncelerden tamamen uzaklaşılması demektir.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, laiklik kavramı hemen anayasaya yerleştirilmedi. Dingonun ahırına girer gibi halkta şok etkisi oluşturmamak için yaklaşık 14 yıl beklendi.
1921 anayasasının 2. maddesindeki "Türkiye devletinin dini İslâm'dır" ibaresi 1924 yılında kaldırıldı.
Osmanlı Devleti'nden kalma tüm okullar kapatıldı. Din hizmetleri veren tüm oluşumlar zamanla feshedildi. Yerine devlet denetiminde aydınlatıcı din uygulaması getirildi.
İlerleyen yıllarda tüm okullardaki seçmeli din dersleri bile kaldırıldı. Bu uygulama, tüm dünyada bile bir devletin bu derece aşırı değişiklik yapmasında öncü oldu.
Ve nitekim 1924 anayasasında 1937 yılında yapılan bir değişiklikle, 2. maddeye "laik" tabiri eklendi.
2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi hükümete gelince, hayatın bir çok dalında çarpıtmalar ve yanlış uygulamalar başladı.
Atatürk'ü şeriatçı imiş gibi göstermek de bu uygulamalar arasındaydı.
Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı da artık Nurcu AKP zihniyetinin eline geçmişti.
MEB'in
http://www.meb.gov.tr/belirligunler/ataturk/ata.html linkine tıklayın. Daha sonra "İlkeleri" ve "Laiklik" alanlarına tıklayın. Bu resimle karşılaşacaksınız:

TC Millet Meclisi'nin 1937 yılında almış olduğu bir kararı, geri dönerek 1923 yılına adapte etmek sadece ahlaksızlık değildir.
İleriki nesillere bıraktığı tek mirası "akıl ve bilim" olarak nitelendiren bir insanı bu derece karalamak düpedüz saygısızlıktır! Hele bunu ülkenin Eğitim Bakanlığı'nin ağbağı yapıyorsa, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği 'karanlıklara bürünmüştür' demektir.
Bu bakanlığın müfredatıyla yetiştirilecek çocuklar ne kendilerine, ne de çevrelerine yararlı olacaktır.
Ben şahsen Türkiye Cumhuriyetı Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu tavrından utanç duyuyorum. Ulu Önder'in hatırasını bu kadar karalamak tam anlamıyla iğrençliktir!
1931 yılı baskısı lise kitaplarında (Medenî Bilgiler) Atatürk'ün de katkısı ve onayıyla şöyle yazıyordu: "Türkler Arap'ın dinini üstlenmeden önce de büyük bir milletti." Aynı kitapta ve diğer bazı kitaplarda, İslam dini "Muhammet'in kurduğu din" olarak tanıtılıyor. Kuran'dan da "Muhammet'in yazdığı kitap" olarak bahsediliyor.
MEB çalışanları bununla da kalmazarak evrimsel gerçekleri geri dönüşüm biçiminde tabirliyor. "Bu düşünceden yola çıkan Gazi..." diye başlıyor ve zamanda 14 yıl geriye sıçrıyor ve İslam'ı övüyor.
Ayrıca diyorlar ki: "Atatürk'e göre din, insanların vicdanında yer alması gereken kutsal bir kavramdır."
Ve hemen ardından Arap dinini en güzel sözlerle övüyorlar. Demek ki, söz konusu Arap dini olunca, durum din ve vicdan meselesi oluyor. Ondan başka dinlerin mensuplarında vicdan olmaz; onlara saygı olmaz!
Ayrıca demek oluyor ki, Türkiye'de devlet dini İslam'dır. Müslüman olmayan, insan muamelesi görmez (Zaten TBMM'de cami yapılması da en güzel delildir).
Velhasıl metnin en başında şöylediyor: "...laiklik ilkesi, Türk Devriminin vazgeçilmez bir unsurudur. Demokratik olmanın da gereği..."
Bu sözler beni derinden vuruyor. Eğitimle görevli bir bakanlığın ağbağında nasıl böyle saftirik sözler olur! Bir ülkede laiklik ilkesi olması için, demokrasi şart değildir. Zira diktatör rejimlerde bile laiklik uygulaması mümkündür. Ama gerçek demokrasilerde laiklik vazgeçilmezdir. Yani laiklik kavramının demokrasi veya diktatörlükle ilişiği yoktur. Zaten Atatürk devrinde anayasada demokrasi kavramının D'si bile yoktu.
Sonuçta "laiklik" kavramı körpe zihinlere "Arap dininin ve Arap kültürünün yüceltilmesi" olarak dayatılıyor.
Bakanlığımızla gurur duyuyorum!
Son bir ekleme yapayım.
Şeriat yanlısı bir mebus Atatürk'e sormuş: "Paşam, bir laiklik kavramı tutturdunuz gidiyorsunuz. Nedir bu laiklik?"
Atatürk yanıt verir: "Efendi, laiklik adam olmaktır."
Neymiş? "Adam olmak" imiş! Yani laiklik "Arap geleneklerini yüceltmek" değilmiş!
Ata'nın bu sözlerini MEB çalışanlarına ve MEB ağbağını hazırlayanlara hürmetle sunarım.
Öngörülen yazılarım
Tanrılaştırılan yaşayanlar
Türkiye'de kamu mallarına ve kamu alanlarına yaşamakta olan insanların adları veriliyor.
Birazcık yalakalık yapmak uğruna, insanları yaşarken tanrılaştırmak bir ulusun onuruna yakışır
mı?
İç piyasada dövizle ticaret
Bir ülkenin iç piyasasında başka ülkelerin para birimleriyle yapılan ticaret, vatana ve
millete hakarettir; ihanettir! Dövizle ticaret yapanlar, büyük bir olasılıkla suç işleme
usulleriyle iç içedir.
Türkiye'de üstün ahlâk!
Ahlaksızlık Türkiye'de neden üstün ahlak olarak algılanıyor? Yasaların bundaki etkileri nelerdir?
Anarşi demokratik midir?
AKP hükümeti demokrasiyi geliştirmeye azimli. Onların anlayışına göre, onlarla hemfikir
olan herkes bir demokrattır. Ayrıca onların demokrasi anlayışına göre herkes istediği
gibi yaşayabilmeli. Herkes istediğini yapabilmeli. Peki anarşi nedir? Terörizm nedir?
Eş, karı, koca
İçinde bulunduğumuz siyasi durum, insanları yalancı, yalaka ve oportünist olmaya zorluyor.
Eskilerde onur abidesi olan kavramlar günümüzde suç olarak görülüyor. Bir erkeğin karısı
onun eşi midir? Bir kadının kocası onun eşi midir?
Evrim, evrilim ve evrimleşme
Evrim kuramını kavrayamayan kafaların safsatası: "Evrimcilerin iddiasına göre, insanlar
maymunlardan evrimleşmiştir." Görüyorsunuz ki, her insanın beyni yeterince "evrilmemiştir"!
İnsanların "maymunlardan" "evrimleştiğini" iddia edenler kesinlikle bir bilinçbilimciye
başvurmalı. Zira tek bir evrimci bile böyle deli saçması bir iddiada bulunmadı.